14 Mayıs 2015 Perşembe

Tatlıdan Kurtulma Denemeleri 1 - Karatay Diyeti

Tatlı bağımlılığımın farkına varacak kadar "işi" ilerlettiğimde bu duruma çözüm aramaya başladım. Eş dostla yemeğe çıktığımda ne yiyeceğim meselesi tatlı dışında gerçekten fark etmiyordu; et, sebze, tavuk benim için aynıydı çünkü asıl ana yemek bu saydıklarım değil arkasından gelen tatlıydı. Ne kadar tok olduğum gerçekten fark etmiyordu. Bu yüzden yemeklerde yemekten çok, ardından tatlı yiyecek miyiz diye düşünür, tatlıyı yeterince beğenmediysem o kadar kaloriyi boşa almış gibi hisseder, sinir olurdum. Akşam yatmadan önce aynada baş başa kaldığım arkadaş da cabası. Derken bir gün o günler herkesin konuşup durduğu, birçok insanın deneyip sonuç aldığı Karatay diyetini denemeye karar verdim.

Karatay diyeti, mutlaka bileniniz çoktur, benim o zamana dek sürdürmüş olduğum altı-sekiz ara öğünlü beslenme biçiminden oldukça farklıydı; ara öğünlerin söylenenin aksine sağlığa zararlı olduğunu, ne yiyorsak (meyve, çerez, neyse) yemekten hemen sonra yememiz gerektiğini, günde üç öğün beslenmemiz gerektiğini söylüyordu. Bu diyette beni çeken, diyetin protein ağırlıklı olması, ve tatlıya izin vermediği için benim tatlı isteğimi köreltebileceği düşüncesiydi. 

Her gün kahvaltıda yumurta yemek gibi bir alışkanlığım yokken -haftada bir, bilemedin iki kez yumurta yiyordum-, bu diyet her sabah iki yumurta yememizi söylüyordu -ki ben bunu yapmadım. Normalde küçüklüğümden beri midem bozulduğunda, hasta olduğumda ağzıma gelen tadı "katı yumurta tadı" olarak tanımlayan bir insanım. Ama yine de, her akşam yatmadan önce bir yumurtayı kaynatıp ertesi günkü kahvaltıma hazırladım, ve her sabah bir yumurta, domates, salatalık, peynir, zeytin, 2 tam cevizden oluşan ekmeksiz kahvaltımı yedim. Bu işin bana garip gelen bir tarafı da kahvaltımı ekmeksiz yapmaktı; neticede küçüklüğümüzden beri her sabah kahvaltılarımızın bir numaralı bileşeni ekmektir; ama gene de yaptım bunu.

Yumurtanın tok tutma gibi bir işlevi kesinlikle var, evet. Ama ne yalan söyleyeyim, beş-altı saat boyunca hiçbir şey yemiyor olmanın da farklı bir psikolojisi var?! Özellikle öğleden akşama kadar. Kim bilir, belki iki yumurtayı yeseydim "bir daha bir şey yemek istemiyorum!" noktasına gelebilirdim; acaba yese miydim? :)
Sekiz ara öğünlü diyetimin bir güzel özelliği de şuydu:  "Nasıl olsa birazdan yiyeceğim" tokluk hissi vardı, o yüzden yemeğe o kadar da çok saldırmıyordum (yanlış anlaşılmasın, hiçbir zaman sofradan aç kalkmıyordum). Her öğünde ufak ufak yediğim için mide kolayca küçülüyordu. Ama bunda öyle değil. Bunun yanı sıra, bu diyeti hayat boyu sürdüremeyeceğimi düşünmüştüm açıkçası.
Her ne kadar şu anda diyeti savunmuyor da olsam, bu diyetle tatlı isteğim köreldi, evet, ve 1-2 kilo da verdim. Patates ve pirinci uzun süre yemediğimde nasıl tatlarını, onlara olan isteğimi unuttuysam, tatlı yemeyince de ona olan isteğim körelmişti. Belki protein yüklü beslenmemin de katkısı vardır. 

Yaşadığım 57-58, 58-59 döngüleri boyunca, 1-2 kilo verip de değişikliği aynada fark ettiğimde sevinip şımarıyordum ve diyeti gevşetiveriyordum. Diyetisyenlerin "siz kendi başınıza tartılmayın" diye ısrarla söylemelerinde muhtemelen diyeti yapanların birkaç kilo verince benim gibi şımarıvermeleri, ya da aksine kilo veremeyince vazgeçmeleri var. Verdiğim 1-2 kilodan destek aldım, ve akşam balıktan sonra izin verilen helva menüsünü yeniden alışkanlık haline getirdim. Hikayenin sonunu biliyorsunuz. 

Karatay diyetiyle benim 8 öğünlük diyetimin farkını sıraladım; şimdi de benzer yönlerini söyleyeyim: Pirinç, patates, mısır, abur cubur, fast food, gazlı içecekler, hazır çorba vs, diyet yiyecekler yok. Aslında şu ara öğün meselesini unutursak formül sır değil; hayatınızdan yapay, şeker, nişasta, un içeren yiyecekleri çıkartıyorsunuz, onun yerine bisküvi, kek icat edilmeden yıllar yıllar önce eski insanlar ne yiyorduysa onu yiyorsunuz. Bir de hayatınıza birazcık hareket katıyorsunuz :) Eğer engel olan herhangi bir hastalığınız yoksa, zayıflamak için başka hiçbir şey gerekmiyor aslında. Ha bir dakika, bir şeyi unuttum; gereken en önemli şey: İrade :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder