Diyetim esnasında öğrendiğim gerçeklerden biri: Genetik yapımız, beslenme ve hareket alışkanlıklarımıza bağlı olarak hepimizin bir vücut şekli var. Kabaca "elma" ya da "armut" diyorlar. Ben "armut" tipli biri olarak, kiloluyken ailemin bazı bireylerinin ağzına sakız olan kalçamın, hiçbir zaman yok olmayacağını sanıyordum herhalde ki, ideal kiloma dönüp de o kalçalar görünürlüklerini neredeyse kaybedecek kadar küçüldüğünde fazlasıyla şaşırdım. Küçüklüğümden beri her aldığımız pantolonu belinden daraltmışızdır; bu yüzden kilo verme sürecim tamamlandığı zaman ilk defa alışveriş merkezine gidip kotları denemeye başladığımda denediğim üç kotun da tadilatsız bir şekilde üstüme oturmasına o kadar şaşırmış ve sevinmiştim ki. Yani sizin sahip olduğunuzu sandığınız hatlar, sadece siz onları doğaya iade edene kadar var. İdeal kilonuza geldiğinizde o "kilo veriyorum, burdan bir türlü gitmiyor" dediğiniz bölge orada olmayacak.
Benzer şekilde normalden biraz daha zayıf olan bir arkadaşım ısrarla kalçasına kilo alamadığını söylemişti. Buna da katılmıyorum. Belirli bölgelere kilo alma eğiliminiz var, evet bu doğru, ama ben şahsen doğru beslenme ve hareket alışkanlıklarıyla ideal kiloma geldiğimde vücudumun dengeyi koruduğunu ve hatlarımın dengelendiğini deneyimledim. Zayıflamadan önce, kalçama göre daha ufak bulduğum birçok bölgemin kilo alınca büyüdüğünü, diyete başladıktan sonra da -en son kilo aldığım bölgelerden başlayarak- sırayla bütün bölgelerimin ufaldığını heyecanla izledim. Halbuki ben yüzüm sonsuza kadar büyük kalacak sanıyordum.
Zayıflama sürecim tamamlanana kadar, yani altı ay boyunca o anki vücuduma uygun kıyafet almamış, daha çok kıyafet daraltma yöntemine gitmiştim. İki kez daralttığım kıyafetlerim var. Bunun yanında artık eski saatimi takamadığım için daralttığım bir saatim de var :) Süreç devam ederken gittiğimiz saatçi metal kordondan bir parça çıkartırken, saat bileğime tam geliyor olmasına rağmen annem saatçiye "bir parça daha alın, anca olur" deyince adam kafayı kaldırıp şöyle bir bakmıştı. Bunun yanında ilkokul yüzüklerimi takabiliyorum ve ayak numaram 37-38'den 36.5'a düştü. İşte bunlar işin en eğlenceli sonuçları :)
Siz keyifle zayıflarken bir yandan çevrenizdeki insanlar boş durmuyor tabii. İyi ya da kötü, illa ki bir yorumları oluyor. Zamanla diyette olduğumu öğrenen ve zayıfladığımı fark eden babamın diyetten dolayı bana bir şey olacak diye ödü koptu ve anneme "Bu çocuğa bi' şey olursa hesabını senden sorarım!" diye söylendi. (Halbuki beslenme şeklime diyet demem bile başlı başına bir hata, hiç aç kalmadım ve çok sağlıklı bir şekilde zayıfladım.) Ama işin başında "aman canım ne diyeti!" diye kestirip atan çoğu eş dost, zamanla yeni düzeninize alışmaya başlıyorlar. Diyetim esnasında haftada 2-3 kez sütlü tatlı yiyordum. İlk haftalarda bana pilav yedirmeye çalışan en yakın arkadaşım aylar sonra "sen kafana koyduğunu yapıyorsun" dedi, yeni düzenime saygı gösterdi ve listemde tatlının olduğu perşembe günleri bizim tatlı günümüz oldu. İnsanların size bakış açılarını değiştirmeleri, (bknz. bölüm "Benim Hikayem") insanların sizi fiziksel özelliklerinize göre nasıl yargıladıklarını/değerlendirdiklerini görmek, size çok şey öğretebiliyor. Yıllar sonra eski halimi bilmeyen birtakım arkadaşların nüfus cüzdanımı gördüğünde "Oha, sen neymişsin yahu? Ay parçası!" diye haykırması, açıkçası iyi bir şey mi, kötü mü kestiremiyorum...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder