19 Mayıs 2015 Salı

İnsanın 2 Tipi - Canı Çikolata İstemeyenler (?!) ve Benim Gibiler

Beslenmeme dikkat etmediğim günlerde, her gün sabah ya da akşam aynaya baktığımda, kendimi daha da şişman görüyordum. Yediğim tatlılar vicdanımı o kadar çok rahatsız ediyordu ki sanki birkaç saat önce aldığım kalorileri vücudumun elma ya da armut bölgelerinde fazlalık olarak görüyor gibiydim. Beslenmeme dikkat ettiğim, o gün dikkat edip de tatlı yemediğim günlerde ise bir günde zayıflıyordum sanki; sanki o gün almadığım kaloriler beni bir anda sağlıklı bir vücuda kavuşturuveriyordu. Benzer hisleri başkalarının da hissettiğini duydum, yemek yiyince birdenbire göbeğinde katmanlar oluştuğunu hisseden, kıyafetinin bir düğmesini açan arkadaşlarım var. Psikolojik mi yoksa gerçek mi bilmem :) Tek bildiğim bu şekilde vicdan azabı yaşatacak şekilde beslenmemek gerektiği! O an karşımızdaki yemek o kadar cazip geliyor ki, karnımız doymasına rağmen yemeye devam ediyoruz, ama sonrasında da vicdan azabı yaşıyoruz?! Bir anda şişmanlamış gibi hissedip ertesi gün az yemeye/yememeye çalışıyoruz, ya da deliler gibi spor yapıyoruz. Neden?..

Ben insanları bu anlamda iki gruba ayırıyorum:
1- "Canım istemiyor"cular :
Bu insanlar yemeğe düşkün değiller, yaşamak için yiyorlar. Çikolata, bisküvi ikram edildiğinde cevaplarının "yok, şu an çok tokum" ya da "canım istemiyor" olması kuvvetle muhtemel. Yemek yemeyi unuttukları, bütün gün bir şey yemeden dolaştıkları görülmüştür. Canları sıkkın olduğunda bir şey yemek istemiyorlar. Bir insanın ağzına zorla bir şey tıkarak yemek yediriyorsanız işte o insan tam olarak bu tiptir. Bu insanların kilo vermek için diyet yapmaları bence pek olası değil.

2- Yemek için yaşayanlar :
Ben de dahil olmak üzere bu insanlar midelerinden çok gözleriyle yemek yiyorlar. Bir yere gittiğimde bana çikolata ikram edildiğinde o an tokluktan ölsem bile o çikolatanın tadını merak ediyorum arkadaş. Değil yemek yemeyi unutup bütün gün bir şey yemeden dolaşmak, birkaç saat boyunca midemin varlığını unutmak benim için imkansız. Canım sıkkın olduğunda iştahtan kesilmem de imkansız, aksine yememem gereken ne varsa ağzıma atıyorum. Benim ağzıma zorla tıkacağınız şeyler uzun zamandır yemediğim için artık "canımın istemediği" patates, pilav vs, ya da iradem sayesinde uzak durduğum zararlı yiyeceklerdir. Benim gibi insanların yemekten büyük keyif aldıkları ve ruhen yemeye ihtiyaç duydukları için işin ucunu kaçırıp kilo kontrolünü kaybetmeleri olasıdır. İşte hayatları boyunca diyetle haşır neşir olan insanlar da bunlar.

İkinci kısımdan ben şunu çıkarıyorum: Birtakım yiyecekleri unutacak kadar uzun bir süre hayatınızdan çıkarınca, o yiyecekler artık sizin için eskisi kadar büyük bir anlam ifade etmiyor, dolayısıyla o yiyecekleri canınız çekmiyor. Sonrasında 1. grubun yaptığı gibi, olayı abartıp bu yiyecekleri günlük alışkanlıklarınıza dahil etmezseniz, vücudunuz o yiyecekleri artık "pek matah bir şey" olarak görmüyor ve artık onları aramamaya başlıyorsunuz. O zaman sanırım size çikolata ikram edildiğinde "yok, canım istemiyor" demeniz olası. Ben bunu kendi adıma çikolata için hayal edemiyorum, ama patates kızartması için hayal edebiliyorum, zamanında da patates kızartması için bunu yapamazdım; bu durumda demek ki gerçekten mümkün olabilecek bir şey bu. O zaman belki de midemizin isteği dışında, gözümüz aç olduğu için yemek yeme isteğimiz ortadan kalkacak.

Henüz yapabilmiş değilim, ama en büyük isteğim midemin isteği dışında, ruhumun yemek yeme isteğini ortadan kaldırmak. Yani tıka basa tok olduğumda tatlı yemek istememek, canım sıkkın olduğunda tahin pekmeze, çikolataya saldırmamak, bir restorana gittiğimde gözlerimin tatlılara değil ana yemeklere kayması, yemek yemeyi unutmak, sabah/akşam aynaya alelade, birkaç saat önce yediklerimi düşünmeden bakmak, kaç kilo olduğumun aklıma bile gelmemesi... Daha başka ne isterdim ki?..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder