2 Haziran 2015 Salı

Tatlıya Sıfır Tolerans - Ya Hep Ya Hiç

Son tatlı yediğim gün 4 Mayıs, yani bu blog'a başladığım gündü. İş arkadaşımın uzattığı küçük beyaz çikolata yediğim son tatlıydı. O günden beri hiç tatlı yemedim.

Aslında bir diyetin, ya da verdiğiniz herhangi bir kararın en zor zamanı ilk günleri. O ilk birkaç günü, hatta bir haftayı atlatırsanız, ondan sonra emin olun her şey çok daha kolaylaşıyor. Eski alışkanlıklarınızdan henüz kurtulamamış olmanın etkisiyle eve giderken gördüğünüz bakkal aklınıza dondurma alma fikrini getiriyor, eskiden tatlı yediğiniz, börek çörek aldığınız neresi varsa, tekrar ordan tatlı, börek, çörek almak istiyorsunuz. Ama bu fikre birkaç kez hayır dedikten bir süre sonra, bu fikir yavaş yavaş aklınızdan silinmeye başlıyor ve bağımlılıklarınızın üstesinden gelmeye başlıyorsunuz. Çok zor geldiği zamanlarda, bunu "gurur meselesi" haline getirip "Nasıl ya, ben bunun mu üstesinden gelemeyeceğim? Tabii ki başarabilirim!" i aklınızdan geçirin ve bunu aşabilecek kadar güçlü olduğunuzu hatırlayın :) Belki de tatlıyı bırakmamda en büyük motivasyon kaynaklarımdan biri buydu -altı üstü şeker işte, nedir ki? Hayatımı zorlaştıran bu mu yani?!-. Tatlıya (herhangi bir şeye) bağımlı olmaktansa onu hayatımdan tamamen çıkarmayı seçtim, bu kendime olan saygımı yerine getirdi ve daha güçlü hissetmemi sağladı.

Sıfır Şeker hayatımda, ilk aldığım karar tatlıyı bırakmaktı. Yani çaya atılan şeker (zaten atmam), sütlü/şerbetli tatlılar, çikolata, bisküvi, kek, pasta, çörek... Aklınıza gelebilecek, tatlı hissi veren her şey. Neden mi her şey? Nedeni belli değil mi? Diyelim ki hayatımdan sütlü ve şerbetli tatlıları, bisküvi, çikolatayı çıkardım, ama sabah kahvaltılarımda tahinli çöreğe izin verdim. Bu diyetin sonunu görebiliyordum: Hafta içi günler bunu sürdürebilecek, ancak cumartesi sabahı fırına gidip tahinli çörek alacaktım, bu da benim ödülüm olacaktı. Bu benim "ödülüm" olduğu için miktarı abartacak, muhtemelen yarım, belki tama yakın tahinli çöreği bitirecektim. Ertesi gün o tahinli çörekten yine yiyecektim. Yediğim tahinli çörekten rahatsız olan vicdanım, akşam aynaya baktığımda kendimi daha şişman görmeme yol açacaktı, ve bu motivasyonu kaybetmiş halimle bu diyeti çok uzun sürdüremeyecektim.
Diyelim ki diyetimden unlu mamülleri çıkardım, ama bu sefer balı serbest bıraktım, çünkü bal doğal (günümüz şartlarında ne kadar olabilirse). Bu sefer bal serbest olduğu için akşamları geç saatte ballı süt içmeye başlayacaktım (yapmışlığım var). Ve sonuç gene aynı.
Diyelim ki diyetimde haftada bir gün sütlü tatlıya izin verdim: İşyerinin yemekhanesindeki tatlıları beğenmediğim için ya her hafta dışarıdan tatlı sipariş etmeye kalkacaktım (insanlar benim gibi tatlı manyağı olmadıkları için her hafta bana katılmaları mümkün değil, tek başına tatlı yemek ne kadar zevkli?), ya da daha olası seçeneği söyleyeyim, bir gün akşam yemeğinden önce dondurma alacaktım. Devamını tahmin edebiliyor musunuz?..
Bu iş küçük kaçamaklara izin vererek olmuyordu, çünkü yaptığım her kaçamak zamanla büyüyordu! Çözümü "ya hep, ya hiç"te buldum, çünkü durumun üstesinden başka türlü gelemeyeceğimi anlamıştım.

Sıfır Şeker'e başladığım ilk 1-2 gün kilomu bilmiyordum, çünkü tartılmaya uzun zamandır cesaret edemiyordum. Birkaç gün sonra motivasyonumun yerine geldiğini ve bunu başarabileceğimi fark ettim, ve bir cesaret tartıldım. Kafamı daha fazla kuma gömmenin bir anlamı yoktu. Korktuğum değerle karşılaştım: 60.1.
60, benim için psikolojik sınırdı. 2009'da yaptığım diyette de 60'ın altına düştüğümde çok mutlu olmuştum, çünkü ortaokuldan beri kendimi 50'li kilolarda görmemiştim. Bu değeri yıllar sonra yeniden gördüğümde tekrardan durumun vehametini fark ettim; zayıfladıktan sonra kilo almıyorum diye bir şey yoktu, abartırsanız, beslenme ve hareket alışkanlıklarınızı değiştirirseniz kilo alırdınız; nitekim ben de almıştım. Halbuki bu kiloları günün birinde hamile olursam anca o zaman görmeyi umuyordum... Pekala, tartıdan indim ve moralimi bozmadan Sıfır Şeker hayatıma devam ettim. İşte bu yüzden devam etmek zorundaydım...

İkinci kararım, 2009'daki diyetimi yeniden uygulamak oldu, bu sefer beslenme uzmanımın listeleri ve sütlü tatlılar olmadan. Her gün değiştirdiğim sebze, baklagil, et, tavuk, balık, bulgurlu menüler. Günde 2.5 litre suyu asla ihmal etmeden. Sağlıklı bir şekilde işe yaradığını bildiğim en iyi diyet buydu, ve tekrardan işe yarayacağını biliyordum. Her şeyi doğru yaparak, tek bir kaçamak yapmadan, ve bir yandan sizlere Sıfır Şeker'i yazarak :) diyetimi uyguladım. Tahmin ettiğim üzere, birkaç gün sonra tartıdaki rakam düşmeye başlamıştı.

2 yorum:

  1. bende şu sıra sıfır şeker yapmaya çalışıyorum bir 10 gün bu sekilde devam edersem sanırım devamını da getirebilirim...Tatlı bağımlılığı çok acayip birsey yazdıkların aynı ben! Demek ki kurtulmak özgürleşmek gerek...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. merhabalar, yorumunuz beni çok mutlu etti! İnanın gerçekten gün geçtikçe daha az aramaya başlıyorsunuz tatlıyı. Şekersiz iki ayımı doldurmak üzereyim ve bu beni inanılmaz derecede mutlu ediyor, gerçekten özgürleştim. Ben inanıyorum, başarabilirsiniz :)

      Sil