13 Haziran 2015 Cumartesi

Yaprak Sarması - Türk Mutfağının Yüksek Lisansı (ama bulgurlu olanından)

Şekersiz uyguladığım 8 öğünlü diyetim sayesinde bir ayda 2.5 kilo verdim. Her hafta sonu değişik yemekler yapıyor, her sabah farklı kahvaltı yapmaya çalışıyorum: her gün aynı yemeği yerseniz bir süre sonra sıkılıyorsunuz ve kaçamak riskiniz artıyor. Pirinç yerine koyduğum şey bulgurdur; o yüzden bir hafta sonu bulgurlu yaprak sarması denedim :) Güzel oluyor, tavsiye ederim. Yalnız, bu tecrübemden öğrendiğim en büyük ders diyetimle ilgili değil, aşçılıkla ilgiliydi: Yaprak sarması, Türk mutfağının yüksek lisansıymış! Bırakın kalem gibi sarmayı, bir silindir yaratabilmek bile ustalık istiyor!

Sıfır Şeker sayesinde motivasyonum o kadar güçlendi ki. İş yerinde doğum günü kutlamaları için alınan pastaları kendi ellerimle kestim, sonra da elimdeki bıçağı sakince masaya bırakıp pastadan uzaklaştım :) Ellerinde plastik tabaklarıyla birkaç arkadaş "sen yemiyor musun?" diye sordu. "Hayır" dedim, "şekeri bıraktım".
"Nasıl ya, şekeri mi bıraktın? Hiç mi yemiyorsun?"
"Hıhı, evet."
"Şekersiz yaşanır mı ya?!"

Bir karar veriyorsanız, hele ki radikal bir karar veriyorsanız insanların tepkisini duymaya hazırlıklı olacaksınız. Ne yazık ki diğer insanların yeme içme, giyim kuşam, yaşayış, meslek, cinsel vs seçimlerine müdahalede bulunmak, ayıplamak, ısrar edip değiştirmeye çalışmak bizim huyumuz.
Böyle bir tepki geleceğini biliyordum, o yüzden sadece gülümsedim, ve kendi hayatımı yaşamaya devam ettim. Üstelik bu, girdiğim ilk sınavdı. Daha şeker bayramı görmedim, misafirlikte pasta ikram edilmedi, yılbaşı kutlamadık, evime tatlı getiren olmadı, daha bu sınavları geçmedim ben! Kendime bu konuda başarılar diliyorum :)

Girdiğim ikinci sınav, misafirlikte kahvaltıdaydı. Tabağıma koyduğum peynir, zeytin, domates, salatalık, yumurta, ceviz, ekmek beni doyurmuştu, sakin bir şekilde çayımı içiyordum. Birden sağ çaprazımdan önüme bir dilim ekmek fırladı: "yok, istemiyorum" dedim. Ama sınavım tabii ki sadece bununla sınırlı olmayacaktı: "reçel ister misin bak çok güzel?" "yok istemiyorum" "Bak şu da çok güzel?" Birkaç sorudan sonra dayanamadım, "ben şekeri bıraktım, söyleyeyim de" dedim.
Şekeri bıraktığınızda, diyete girdiğinizde, kilo aldığınızda, kilo verdiğinizde, bir gün sizden beklenmedik bir şey yaptığınızda insanların ilk tepkisi sizi yadırgamak oluyor. Asla unutmayın, vazgeçerseniz kaybedersiniz. Yaşadığınız hayatın kimin olduğuna ve ne istediğinize, neden istediğinize karar verin, içinizdeki ses sizi haksız çıkarıyorsa yaptığınızdan işte o zaman vazgeçersiniz.

Bir restoranda, kafede, bakkalda çikolata, dondurma, pasta vs gördüğümde hala başka bir yere bakıyorum. "Canım tatlı istiyor" düşüncesini zihnimde barındırmamaya çalışıyorum, ya da aklımı çelecek herhangi bir düşünceyi kafamdan kovuyorum. Ama inanıyorum ki yeteri kadar zaman geçip de bu yiyeceklerin tadını unuttuğumda, bunlar da patates ve pilav gibi olacaklar benim için. Aramayacağım, aklıma gelmeyecek; tıpkı unutmak istediğiniz bir insanı uzun zaman görmediğinizde gerçekten unutmanız gibi.

Buzdolabımda halen birkaç kutu çikolata var, misafirlerime saklıyorum :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder