24 Temmuz 2024 Çarşamba

Geçiş dönemi

Arkadaşım birkaç hafta sonra İtalya'ya geldi, zaman ikimizi de başka insanlara dönüştürmüştü, ama tanıştığım yeni insandan çok hoşlanmıştım. Arkadaşlığımız kısa zamanda boyut değiştirdi. Nereye gideceğini kestiremediğim bir uzun mesafe ilişkisinin içindeydik, İtalya'nın ve onun yaşadığı ülkenin çeşitli şehirlerinde dolanıp duruyorduk. İlginç olan her buluşmada beslenme ve boşaltım sistemimin bozuluyor olmasıydı: Yeteri kadar sebze ve sulu yemek yiyemediğim için günlerce tuvalete çıkamıyordum. Egzersiz yapamadığımı, yeteri kadar yürüyemediğimi hissediyor, bu yüzden hazımsızlık yaşıyor, patlayacak gibi hissediyordum. 

Eve, eski düzenime geri döndüğümde her şey yoluna giriyordu. Yeteri kadar yürümediğimi düşündüğüm zamanlarda dışarı çıkıp en az 10.000 adım atana kadar dışarıda dolanıyordum. 

Çok geçmeden X. ile evlenmeye karar verdik. Bundan sonra kendisini X. şeklinde anacağım :) . İtalya'dan ayrılmayı hiç istemiyor olsam da iş durumları açısından benim oraya gitmem daha elverişli görünüyordu. Yüksek lisanstan mezun olmuştum ve onun yaşadığı ülkede iş bulabileceğimi düşünüyordum. Birkaç ay sonra kalbimde büyük bir İtalya sevgisiyle İtalya'dan ayrıldım.

20'li yaşlarına kadar tombul yaşamış, sonra 14 kilo kaybetmiş, sonrasında hatrı sayılır bir zamanını sağlıklı bir bedene sahip olmaya vakfetmiş olan ben, incecik bir gelin olmuştum. O günkü bedenime dair en ufak bir rahatsızlığım yok. Ancak söylemem gerekir ki düğün yaptıktan sonra anladım ki düğün, gelin ve damat için hiç eğlenceli bir olay değilmiş. İki arada bir derede gelin odasında ağzımıza tıkıştırdığımız iki lokmadan, müzikten, danstan hiçbir şey anlamadım, tek hissettiğim telaş ve yorgunluktu. En yakın arkadaşım da evlenirken böyle hissetmişti, onu güldürmek için yaptığım şebek suratlar onu sadece eser miktarda gülümsetebilmişti. Onu anca şimdi anlayabiliyorum, ancak o günlere dair içimde kalan, "keşke şunu da yapsaydım" dediğim hiçbir şey yok neyse ki. 

Balayından sonra, yaz mevsiminin ortasında o Kuzey Avrupa ülkesine taşındım. (Bundan sonra K. şeklinde anılacak.)  İtalya'dan çok farklıydı burası. 1800'lerden çıkmış gibi duran İtalya ile kıyaslarsak, burada mimari farklıydı, İtalya'daki kentlere pek benzemiyordu. Ayrıca yaşadığım şehirde nüfus azdı ve turist pek yoktu. Yazın ortasında olmamıza rağmen hava pek de yaz gibi değildi, ancak hava geç saate kadar kararmıyordu. Yeşildi, içinde tek tük insan görebileceğiniz büyük parkların içinden nehirler akıyordu, içinde ördekler yüzüyordu. Parkları kendiliğinden üreyen böğürtlenler, renk renk çiçekler süslüyordu. Serindi, yaz elbiselerini ve sandaletleri nadiren giyebiliyordum. Yürüyüş yapmak istediğimde sokaklar boyunca bahçeli evlerin arasından geçerek anca mağazalara ve restoranlara ulaşabiliyordum. İtalya'daki moda ve sokaklarda salınarak yürüyen şık giyinen hanımefendi ve beyefendilerin yerini, yanımdan geçen bisiklet sürüleri almıştı.

22 Temmuz 2024 Pazartesi

Chloe Ting - ev egzersizleri dönemi

 Bu noktada sahip olduğum beden algısının %100 sağlıklı olmadığını da söylemeliyim: Her sahil kenarı tatiline gideceğim zaman hafiften bir bikini tedirginliği ruhumu kemirir. Tombiş de olsalar bacaklarım yürümemi sağlıyor, kollarım yük taşıyorlar. Bu beden olmadan hayatta kalmam imkansız, o halde onu bu kadar aşağılamanın anlamı ne? Hiçbir zaman tatmin olamadık günümüz insanı olarak burnumuzdan, dudaklarımızdan, gözlerimizin renginden, yaş alan cildimizden... Neden?

Hayatımın hiçbir döneminde estetik vs. yaptırmayı düşünmüyor olsam da (en azından şu anki bakış açım bu) kilo anlamında her zaman ulaşmam gereken daha ileri bir seviye varmış gibi hissettim çoğu zaman. İtalya'da olduğum zaman zarfında da bazen böyle hissettim. 

Yine abartmadan tatlı, pizza vs. yiyordum ancak her tarafa yürüyordum, ve saat 19.00'dan sonra bir şey yemiyordum. Gün içerisinde 20.000 adım bile atmış olsam akşam 9-10 gibi egzersizlerimi ihmal etmiyordum. Bir süre sonra yatmadan önce yaptığım egzersizlerin uyumamı kolaylaştırdığını fark ettim, çünkü seyahatte olduğum, tatil yaptığım vs. zamanlar egzersiz yapamadığımda gece uyumakta zorlanıyordum. 

Chloe Ting, egzersiz yapmaya çok alışkın olmayan bireyler için 10,15,20 dakikalık videolar hazırlayarak bunlardan iki haftalık-bir aylık programlar oluşturuyor. Bir websitesi var, oradan programlara tıklayarak videolara ulaşıyorsunuz. Eğer bir spor geçmişiniz varsa egzersizler size hafif gelecektir, ancak sağlık durumu elverişli olan başlangıç seviyesindeki kişiler için güzel olabilir. Kısa zamanda güzel sonuçlar alabiliyorsunuz. (Sakatlanmamak için başlamadan önce doktorunuza danışınız.) Chloe Ting'ten sonra Pamela Reif gibi başka sporcuların Youtube videolarına da denk geldim ve ev egzersizlerinin bana epey yardımcı olduğunu söyleyebilirim. Kişisel tecrübem Pamela Reif'ın egzersizlerinin kasları daha çok hissettirdiği yönünde, Chloe Ting ise göreceli daha hafif egzersizleri daha yüksek bir tempoyla yaptırıyor.

Türkiye'ye geldiğim bir yaz, genel kontrol için kan tahlili yaptırdım ve çok da sağlıksız beslendiğimi düşünmüyor olmama rağmen kolesterolüm biraz yüksekti. İyi haber, iyi kolesterolümün (HDL) de yüksek olmasıydı. Bunun yanında insülin direncim de bana oradan göz kırpıyordu. Doktor "bu kiloda insülin direncin var, 80 kilo olsan bu rakam çok daha yüksek olurdu. Sakın kilo alma" demişti. Bu kan tahlilinden sonra her ne kadar tatlıyı yeniden bırakmam gerektiğine ikna olmuş olsam da ne yazık ki dirayetimi koruyamadım. Kilomu aşağı yukarı koruyor olsam da tatlı ve diğer karbonhidratları yemeyi sürdürdüm.

İtalya'da yüksek lisansıma devam ederken bir gün, liseden uzun yıllardır görüşmediğim bir arkadaşla yazıştık. Kuzey Avrupa'da bir ülkede yaşıyordu. "Ne zaman görüşelim, he he bir ara görüşelim" derken birkaç saat içinde İtalya'ya bilet aldı. Birkaç hafta içinde İtalya'ya geliyordu, kendisine karşı pek boş değildim ancak bir yandan da yılların onu nasıl birine dönüştürmüş olduğunu kestiremiyordum. 

21 Temmuz 2024 Pazar

Yıllar sonra - yeniden merhaba!

 Merhaba!

Uzun zamandır yazmıyorum, sadece bu blog'u değil, duygularımı ifade ettiğim birçok mecrayı da (Youtube vlog'larımı vs) ihmal etmiştim. Ama içimde epeydir kıpırdanan sayfalarca yazma isteğim sonunda ağır bastı ve işte burdayım :) Biraz konuşalım mı?..

Görüşmeyeli çok şey oldu. Ara ara tekrarladığım Sıfır Şeker dönemimi yıllar önce "insan kendine 'asla'lar yaratmamalı, kendini katı kurallarla kısıtlamamalı, neden hayatımı kurallarla ve 'olması gereken' listeleriyle donatıyorum" gibi düşüncelerle sona erdirmiştim. Hayatımın çok keyifli bir dönemindeydim ve kendimi çok güzel, çok sağlıklı, çok başarılı hissediyordum. Beyaz yaka hayatımı sonlandırmıştım ve konservatuvarda okuyordum. Samimi birkaç arkadaşımla okul çıkışında bir pastaneye gidecektik, niyeti bozmuştum. Aylardır sürdürdüğüm Sıfır Şeker dönemimi bitter çikolatalı çok yoğun bir pastadan aldığım ilk lokmayla bitirişimi arkadaşım videoya almıştı. Uzun süre şeker yemeyince o ilk lokma farklı geliyor. Sıkıntım, tatlıyı alışkanlık haline getirmek. O hazzı her daim aramak, ancak gerçekten çok nadiren bulabilmek. Hiçbir tatlı artık %100 tatmin etmiyor. Neden bilmiyorum, çok sık yediğimden mi?...

Konservatuvarın 3. senesinde, önceden böyle yapacağımı hiç düşünmüyordum ama, Erasmus programına katılarak İtalya'ya gittim. Aslında Sıfır Şeker uygulamıyordum, çok sık olmamasına dikkat ederek makarna, pizza, tatlı vs. yiyordum ancak hareketli olduğum, her tarafa yürüdüğüm için o dönemde gayet fittim. Ben İtalya'dan dönmek üzereyken dünyada pandemi patladı. Karantina dönemini annemin yanında geçirdim.

O dönemde hiiç fark etmeden, evde lahmacunlar dondurmalar yapıp eve künefe söyleyerek 62'ye kadar çıkmışım ancak bunu aylar sonra fark ettim. Bugünkü bakış açımla en azından markete arabayla gitmeyebilirmişiz, ancak o zamanlar savaştığımız virüsü o kadar da tanımıyor olduğumuz için annem çıkarabileceği en tiz sesiyle "HAAYIR!" diye karşı çıkarak, evimizin önündeki -beş dakikada bir 2 insan geçen- sokağın çok tehlikeli olduğunu söylemişti. Yaptığım en büyük hareket, evin arka bahçesinde dolanmaktı. O dönem bana biraz pahalıya mal oldu. 

Video sınavlarla mezun olduktan sonra İtalya'ya bu sefer yüksek lisans sınavları için geri döndüğümde durumun vehametinin farkına varmıştım. (Durumun vehameti derken durumumu kimseyle karşılaştırmadığımı, geçmişteki hikayem dolayısıyla kilo durumumun benim için önemli olduğunu hatırlatırım. Detaylar için lütfen önceki yazılarımı okuyunuz :) ) Derken o sırada Youtube'ta karşıma çıkan "Chloe Ting öncesi-sonrası" konulu videolar beni Chloe Ting ile tanıştırdı, iki haftalık bir egzersiz programıyla değişebilir miydim?..

Her gün yoğun bir şekilde sınavlara hazırlanırken bir yandan da egzersiz yapıyordum. Çocukluğumda gittiğim kursları saymazsak, yürüyüş, koşu (bu konuda dertliyim biliyorsunuz :) ), pilates ve yoga dışında bir spor yapma alışkanlığım pek yoktu; o yüzden bu egzersizler bana pek kolay gelmemişti. İtalya'da kısa süreliğine kaldığım B&B'de yere mat yerine serdiğim havlu pek yardımcı olmuyordu, dizlerim ve dirseklerim morarmıştı ama umursamıyordum. Şehir değişikliği dolayısıyla taşındığım diğer iki B&B'de de internete ulaşamam diye videoları bilgisayara indirmiştim, engel tanımıyordum.

İki haftalık program sonrası karın bölgemin görüntüsü hakikaten değişmişti. Akşam 9 gibi yediğim meyve/atıştırmalıkların yerine artık spor alışkanlığını koymuştum. Hayatımda günlük en az 10.000 adım attığım, her akşam spor yaptığım bir dönem başlamıştı. Birkaç ay içerisinde keyifle 56-57 kiloya düşmüştüm, farkında bile değildim. Etraftan bir iltifat aldığımda şaşırıyor, kendimi hala kilolu hissediyordum.